Cami ve mescitler dini kimliklerinin yanı sıra; sosyal, kültürel ve iktisadi özellikleri de olan yapılardı. Osmanlı Devleti’nde mahalle mektebi, sıbyan mektebi olarak adlandırdığımız klasik eğitim kurumları, cami merkezli olarak oluşmuş yerlerdi. Yine cami ve mescitler, vakıf sistemi için sayısal açıdan toplumun katılımcı hassasiyetinin en yüksek görüldüğü yerler olmuştur ki, kurulan vakışarın önemli kısmı mabetlerle ilgilidir. Yine cami ve mescitler, çevresinde oluşan ticari yapılarla ve vakıf sisteminin getirdiği ekonomik potansiyelle iktisadi hayata da tesir etmiştir. Diğer taraftan bu mabetler şehrin farklı dönemlerde ticari, kültürel ve sosyal açıdan merkez niteliği taşıyan mahallerinin belirlenmesinde de etkin rol oynamıştır. Mesela ilk dönemlerde şehir, en eski cami olması hasebiyle Ulu Cami çevresinde merkezleşirken, sonraki dönemlerde merkezilik vasfının Umur Bey (Paşa) Camisi çevresine kaydığını görmekteyiz. Dolayısıyla özellikle şehir merkezindeki her mabet, çevresinde oluşan han ve dükkanlarla iktisadi hayatı, mektep, medrese ve kütüphane gibi yapılarla eğitim ve kültür hayatını şekillendiren bir özellik taşımaktaydı. Bu çalışmada muhtelif vakıf kayıtları ile daha önce yapılmış çeşitli incelemelerde gözden geçirilerek 76 cami ve mescit incelenilmiştir. Araştırmamızda şehirdeki otuz cami ve mescidin günümüze ulaşamadığını tespit ettik.
Günümüze ulaşamayan cami ve mescitler şunlardır:
- Buğday Pazarındaki Ayas Dede Mescidi,
- Kale Mescidi,
- Kaledibi Mescidi,
- Sofular Mahallesi’nde Kasım Paşa Camii civarında bulunan Ahmet Ağa Mescidi,
- Sofular Mahallesi’ndeki Demiroğlu Mescidi,
- Kasımpaşa Mahallesi’ndeki Damcı Efendi Mescidi,
- Hıdırlık eteklerinde yer alan Medli Mahallesi’ndeki Surûriye Medresesi içerisindeki Hacı
- Ahmet Camii,
- Hacı Mustafa Mahallesi Mescidi(Hacı Mustafa Camii),
- Hacı Danişmend Mescidi,
- Hacı İsa Mescidi,
- Hamza Beyzâde Medresesi içerisindeki Hamza Beyzâde Hacı Ahmet Ağa Mescidi,
- İmâret Mahallesi’nde Hacı Abdi Çelebi Mescidi,
- İmâret Mahallesi’ndeki Hasan Dede Mescidi,
- İmâret Mahallesi’ndeki Yeni Mescid,
- Kadınlar Pazarı yakınındaki Kadı Abdullah Mescidi (Gerdan Sündüren Camii),
- Sinan Paşa Mahallesi’ndeki Cemâleddin Efendi Mescidi,
- Kadı Alââddin Mescidi,
- Kâhil Mahallesi Mescidi,
- Kesikbaş Sultan (Aziziye) Camii,
- Uzun Çarşı’daki Turunç Hanı (Müfti Hanı) Mescidi,
- Karamanlı Mahallesi’ndeki Ramazan Çelebi Mescidi,
- İmâret Mahallesi’ndeki Sebîl Mescidi
- Saraçlar Çarşısı’ndaki Şeyh Abdurrahim Efendi Camii,
- Tuzpazarı’nda Saraçhane yakınındaki Seyyid Hacı Ali Ağa Mescidi,
- Şehreküstü Mahallesi’ndeki (Sarıkız tepesi eteklerinde) Şehreküstü Camii
- Pabuççular Çarşısı’ndaki Baba Yusuf Mescidi (Camii),
- Pîrî Mescidi,
- Hoşkadem Mescidi,
- Rahmi Efendi Mescidi
Bunlardan ayrı olarak pek çok cami ve mescit zamanla yıkılmış ve yerlerine yenileri yapılmış ve hatta bu yeniden yapımlarda bir kısmı isim değişikliğine uğramıştır. Yıkılıp yeniden yapılan cami ve mescitler arasında tespit edebildiklerimiz şunlardır: Ayak Tekkesi Camii, Kırklar Makamı Mescidi, Mevlevî Camii, Hacı İsmail Mescidi (Otpazarı Camii), Hacı Nuh Camii, Ak Osmanoğlu Mescidi, İmad Dede Mescidi (Keçepazarı, Öksüzce Camii), Karamanoğlu (Kayadibi) Mescidi, Sivrihisarlı Attar Yusuf Mescidi (Câmi-i Kebîr/Ulu Cami) gibi yapılar yenilenen mabetlerdir. İncelenilen cami ve mescitlerin hemen hemen tamamının vakıf kayıtları bulunmaktadır. Bu dinî yapıların ayakta kalması, görevlilerin maaşlarının verilmesi, gerek hayatta iken ve gerek öldükten sonra İslâm inancı gereği amel defterinin kapanılmaması için, Kur’ân okuma şartıyla pek çok insan yüzlerce dükkan, ev, bağ, bahçe, değirmen ile birlikte pek çok miktarda para vakıflarında bulunmuşlardır.
Camiler&Mescitler hakkında AYRINTILI BİLGİ İÇİN aşağıdaki linklere TIKLAYIN!